KURUMSAL DAVRANIŞ KURALLARI
Uzun zaman kamusal alanla birlikte kişisel ve kurumsal imaj alanlarında çalıştım ve eğitimlerini aldım. Resmi, yarı resmi veya sivil toplum kuruluşlarında yazılı yada görsel olarak uyulması gereken bir çok kural vardır. Ülkeler arasında bazı değişiklikler olsada mantalite olarak aynıdır. Bu tarz kurumlarda çalışan kişiler kendi kurumlarına ait kıyafet yönetmenliği, konuşma protokolü, davranış protokolü gibi konulara vakıf olmalı ve kişisel davranışlardan kaçınmalıdır. Bu tarz kurum temsilcilerinin yaptığı her hata kişiden çok temsil edilen kurumun imajını olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle özellikle temsil görevinde bulunan kişilerin kendi eğitimlerinin dışında ayrıca bu alanlarda eğitilmeleri gerekir. Bu alanda bilinmesi gereken çok konu var bu kısımda bir kaç başlığa yer vermek istiyorum. Toplu Ortamlarda Konuşma Kuralları
İlk olarak iyi bir konuşma planı hazırlanmalıdır. Konuşmanın ana hatları, kurum patentli kartlara yazılmalıdır. Konuşmacı mutlaka prova yapmalı, hitap edeceği kitleyi etkilemek için ayna karşısında ses ve mimik çalışması yapmalıdır. (Bu çalışmanın özel teknikleri mevcuttur). Konuşma yapılmadan hemen önce yemek yenmemeli ya da çok aç olunmamalıdır. İçecek olarak sadece su içilmelidir. Ses düzeni tam oluştuktan sonra etkileyici bir grişle konuşmaya başlanmalıdır. Güne ve kuruma uygun kıyafet giyilmeli, kürsüde dik durulmalı, dinleyicilerin tamamıyla göz teması kurulmalıdır. İsmi anons edilmeyen konuşmacı kendiliğinden kursüye çıkmamalı, kürsüyü sadece kendi alanıymış gibi kullanmamalıdır. Konuşmanın tamamı yazılı metinden yapılmamalı, ne çok uzun nede çok kısa olmalıdır. Konuşmacı hitap ettiği toplumun dilinde konuşmalı, zaman zaman sayın meslektaşlarım, değerli konuklar gibi saygılı ifadeler kullanmalıdır. Kişi kendi adına değil temsil ettiği kurum adına konuşmalıdır. Süreyi tam kullanarak, etkili bir iyi dilek cümlesiyle tamamlamalıdır. Hitap kamusal alanda devlet ve hükümet adamlarına, üst ve eş düzey yöneticilerine daima ünvanlarıyla hitap edilir. Yarı resmi ortamlarda, eş düzey yöneticilere hitapta ünvanlarının başına sayın sözcüğü eklenmelidir. Astlara, resmi ve yarı resmi ortamlarda soyadlarının önüne sayın kelimesi, sosyal ortamlarda adlarına hanım/bey eklenir. Her ortamda ve her düzeyde resmi kişilere, tanımadığınız veya yeni tanıştığınız kişilere daima “hanımefendi/beyefendi” diye hitap edilir. “Vekil” veya “Yardımcılara”, üst ünvanla hitap etmek o kişiyi onore eder. Kadın müdüre, resmi ortamda daima kadro unvanıyla hitap edilir. Eski ve emekli yöneticilere, özel ve sosyal ilişkilerde, son resmi görev ünvanıyla hitap etmek saygı ve nezaket gereğidir. Yaşça ve mevkice büyüklere özel ve sosyal ortamlarda “muhterem hanımefendi/beyefendi”, devlet adamları veya üst düzey bir yönetici ve eşinden söz ederken “Sayın Bakan ve Muhterem Eşi” gibi hitap edilmesi gerekir, aynı kurumda yönetici olan eşler de birbirlerine kurallar gereğince hitap etmelidir.
Konuşma Protokolü
Takdim Kuralları Törenlerde konuşmacılar en kıdemsizden başlamak üzere takdim edilir. Takdim edilen kişi ayağa kalkar gibi hafifçe kafasını öne eyerek diyer konukları selamlar. En üst konumda olan onur konuğu en son konuşma yapar. Takdim sırasında, kurumu, ünvanı varsa akademik titri veya rütbesi söylenerek kürsüye davet edilir. (Örneğin; İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Mehmet Arslan). Ast konuşmacıları kürsüye davet ederken, “.......davet ediyorum”, üst konuşmacıları veya onur konuğunu davet ederken “...teşriflerini arz ederim” şeklinde hitap edilir.
.
Selamlama
Selamlama ast üste, kıdemsiz kıdemliye selam verir. Üst bakmadan ast, kadın bakmadan erkek selam vermez. Devlet adamları, üst düzey yöneticiler “saygılar” sözcüğü ile selamlanır. Verilen selam daima veriliş biçimiyle alınır. Üst kademedeki birine merhaba demek görgüsüzlüktür. Resmi ortamda makam sahibi bir üst odaya girince, astlar ayağa kalkarak kendisine baş eğerek selam verirler ve “hoş geldiniz” derler.
Tanıştırma
Tanıştırılan üst, “memnun oldum”; ast ise “müşerref oldum” ya da “onur duydum” demelidir. Tanıştırılan kişi, üst’ün el uzatmasını beklemeli, üst el uzatmadan, kadın da olsa el uzatmamalıdır. Tokalaşma kamusal yaşamda, önce el uzatma hakkı üstün, makam sahibinindir. Eli havada bırakmak, kişinin kendisine veya karşısındakine saygısı ve güveni olmadığını gösterir. El sıkma, canlı ve içten olmalı, göz teması kurulmalı, el ne fazla nede çok yumuşak sıkılmalıdır.