SİBEL TÜZÜN ile MODA Geçen hafta ünlü sanatçı Sibel Tüzün ile yaptığımız söyleşinin bu haftaki bölümünde Tüzün’nün modaya bakış açısı var; -Biraz da sitil, moda konuşalım istiyorum. Ben biliyorum ki sahnedeki duruş için imaj sahibi olmak çok önemli, bu nedenle bir çok sanatçı makyaj, saç,davranış gibi imaj konularında profesyonellerle çalışır. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ‘makyajsız sokağa çıkmam’ diyenlerden misiniz? Tam tersi. Sanıyorum camia da benim gibi düşünen pek yoktur ama ben sadece sahne ve çekimlerde makyaj yapıyorum. Saç, makyaj ve kostümler bir doktorun önlüğü gibi. Nasıl ki doktor hastaneden çıktıktan sonra önlüğüyle dolaşmazsa ben de normal hayatımda hiç makyaj yapmıyorum. Türkiye’de profesyonel ve çok uzun zamandır çalıştığım şahane bir ekibim var. Burada henüz öyle bir ekip oluşturamadım. Artık yavaşta olsa sahneler çoğalmaya başladığı için bir kreatif bir ekip oluşturmayı hedefliyorum. - Zaman zaman radikal saç modelleri kullanıyorsunuz, hatta bir dönem saçınızı kazıttığınızı hatırlıyorum, bu bir imaj çalışmasımıydı yoksa kendi tercihiniz miydi? Saçlarımı rasta yapmıştım bir dönem. Saçlarım çok zarar gördü o uygulamada, çok kısa kesmek yerine kazıtmıştım. Tam o dönemde klip çekiyorduk. Hem ihtiyaç hem imaj oldu Seviyorum saçlarımda değişikliği. Sıkılıyorum aynı saçı kullanmaktan. - Şuan dünyanın önemli moda ve alışveriş şehirlerinden birinde yaşıyorsunuz. Modayla aranız nasıl, kıyafet seçiminizde modayı takip ediyor musunuz? Londra benim için her açıdan cesaret, özgürlük ve yaratıcılık şehri. Eski zamanlarda olsak bu soruya çok farklı cevap verebilirdim ama pandemide ülke değiştirip, bir yıldan fazladır ülkesine gidememiş, iki çocuklu bir anne olarak cevap vermek istiyorum. Vallahi gözümüz moda falan görmedi şimdiye dek. Üç bavulla geldik, nasıl olsa gider geliriz diye, pandemi kuralları, lockdownlar falan çıkamadık ki evden. Üç beş kıyafeti değiştirip değiştirip giyiyorum. Mağazalar açılsa da uzun süre giremedik zaten. Kıyafet alışverişinde de biraz eski kafalıyım ben. Kitap, eşya alabiliyorum da online kıyafet almaktan pek haz etmiyorum. Kısacası moda röportajı yapmak için ideal bir durumda değilim - Sanatçıların bir çoğu marka kıyafetler tercih ediyor ve tek giyimlik parçalar için inanılmaz paralar harcıyorlar. Sizce sahnede tabiri caizse ‘devleşmek’ için bu kadar pahalı kıyafetlere ihtiyaç var mı? Markayla hiç işim olmadı hayatımda. Hiç koca koca logolu terliklere, çantalara servet ödemedim. Benim zevkim ve önceliğim değil. Ancak şovdan bahsediyorsak para harcamak konusuna katılıyorum. Tabii ki her işte olduğu gibi neye harcadığınız önemli.Şov ekip ister, produksiyon,ışık, teknik ister. Marka olsun olmasın tasarım ister. Bir şarkıcı olarak ise sizi devleştirecek en önemli şeyler dışarıdan aldıklarınız değil, sizde olandır. Ses ve enerji. - Ben on yıldır burada yaşıyorum ve moda dünyasını yakından takip ediyorum. Gözlemlediğim kadarıyla vitrinlerin ışıltılı dünyası sokağa yansımıyor.İngiliz kadınları görünümden çok rahatı tercih ediyor. Ne dersiniz biz Türkiyeli kadınlar güzel görünmeyi biraz abartıyor muyuz? Çok haklısın, sadece giyim kuşam olarak değil İngiltere’de ve dünyada güzellik anlayışı evrim geçiriyor bence. Özgüvenin giyim kuşam, saç veya kırışıklarla ilgisi olmadığı, İnstagram vb mecralarda gözümüze sokulan mükemmel olma hedeflerinin insanlar üzerinde baskı, dolayısıyla kaygı yarattığı farkedilmiş. Rahatlık, kolaylık ön planda ve en önemlisi de özgürlük. “Elimde bu var ve bunu giyiyorum” veya “ben bunu giymek istedim”, “benim tercihim” yaklaşımları.. Şimdilik bizim toplumdaki “ye kürküm ye” veya “elalem ne der” formatlarının değişmesi biraz zor gözükse de yeni nesilde yükselen özgürlük ve ben buyum söylemi hayatımızda daha fazla yer alacak. -Moda endüstrisi, dünyanın en büyük ikinci kirleticisi. Bu nedenle çevreyi koruma adına son yıllarda sürdürülebilir moda kavramı hızla yayılıyor ve bununla uzun kullanım az üretim amaçlanıyor. İngilterede ikinci el mağazaları çok yaygın ve her kesim insan tarafından kullanılıyor. İkinci el eşya kullanımı kulağınıza nasıl geliyor, sizi bu mağazalarda görsek şaşırmalımıyız? Yoo hiç şaşırma. Çocuklarım da ben de ikinci el mağazalardan çok keyif alıyoruz. Oğlumun okul kıyafetleri bile ikinci el. Hem kendi ekonomimize katkı, hem dönüşüm dolayısıyla yaşadığımız dünyayı ve kaynakları korumaya destek, hem de yardım derneklerine bağış. Çok anlamlı buluyor ve çok destekliyorum ikinci el kullanımını. -Gecen ay İngiltere’de 18 yaş altı bazı estetik operasyonlar yasaklandı. Buna karşılık Türkiye de estetik operasyonlar inanılmaz çoğaldı ve neredeyse herkesin yüz ifadesi ve dudak şekli aynı olmaya başladı. Sizin estetik operasyonlara karşı yaklaşımınız nedir? Herhangi bir yerinizde estetik var mı? İki doğum sonrasında emzirme dönemim bittikten sonra memelerdeki deformasyonla ilgili operasyonlar geçirdim. Onun dışında cildi destekleyecek vitamin iğneleri ve botox kullandım zaman zaman. O kadar şahane bir doktorum var ki abartısız, sadece yaşının iyisi olabileceğin küçük dokunuşlarda bulunuyor. Tabii ki pandemi ve İngiltere’de mahsur kalma durumu bu minik lükslerden ayırdı şimdilik. Gençlerde estetik opresyonun psikolojik açıdan iyi değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Çoğu zaman estetik taleplerin arkasında farklı kaygılar oluyor. Bütüncül bakmak ve öz sevgi kavramını desteklemek yasaklardan daha iyi sonuçlar doğurabilir. - Son olarak, Sibel Tüzün’ü Londra’da sahnelerde görebilecek miyiz? Evet evet, ne mutlu oluyorum sahnede olunca! Sevgiyi, duyguları paylaşmanın, bir olmanın en tatlı, en neşeli ve en eğlenceli hali. Organizasyonlar ve kurumsal sahnelerim Londra’da da devam ediyor. Çok sayıda olmasa da keyif aldığım etkinliklerde sahne alıyorum. Çok şükür hem Türk hem de yabancı dinleyiciler takip ediyor sahnelerimi. Geçtiğimiz hafta bir Eurovision Festivali Eurofest UK e konuk oldum, şahaneydi. Önümüzdeki günlerde de hem şirketim Two Flowers In The Grass üzerinden kendi organizasyonlarımızda hem de davet edildiğimiz etkinliklerde sahnede olmaya devam edeceğim.